Oy uğruna vatandaşların can güvenliği riske atılıyor

Depremlerin ardından birçok soruşturma başlatıldı, ağırlıklı olarak müteahhitler tutuklandı. Konunun hukuki boyutlarını afet hukuku alanında uzmanlaşan, aynı zamanda Acil Durum ve Afet Yönetimi bölümünden de mezun olan İstanbul Barosu Başkanı Avukat Filiz Saraç’a sorduk. Saraç, “Sorumluluk müteahhitler ve birkaç belediye görevlisi ile mi sınırlı?” sorumuza şu yanıtı verdi:

HER EKSİKLİK SORUŞTURULMALI

“Bir sorumlular zinciri vardır. 6 Şubat’taki depremde, 72 saat dediğimiz bu çok önemli süreçte, müdahalelerin son derece yetersiz olduğunu gördük. Kusur ve kusurlularının araştırılmasında, hazırlıkların yapılmaması, tedbirlerin alınmaması, afet anında müdahalelerin neden yeterli şekilde yapılmadığı, iyileştirme çalışmaları dediğimiz aşamada eksiklik olursa, bu eksikliklerin de sorgulanmasına ihtiyaç vardır. Evet, müteahhitlerin sorumluluğu da çoğu kere vardır. Ama bina yapımındaki tüm süreçteki kusurluların ve kusurlarının araştırılması gerekir.”

2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle deprem nedeniyle ölüme sebebiyet vermede cezaların ağırlaştırıldığını belirten Saraç’a imar afları konusunu sorduk. Baro başkanı “Bugüne kadar iskanı yoksa, gerekli denetimleri yapmamışsan ve vatandaş da oturmaya devam etmişse, siz de teşvik edici yasalar çıkarmışsanız devlet olarak ‘Bunlardan ötürü doğan zararlardan yükümlü değilim’ diyemezsiniz. Ülkemizdeki binaların bu durumda olmasından pek çok kurum sorumlu. ‘İmar barışı’ dahil tüm imar affı yasalarının çıkarılmasında siyasilerin sorumlulukları vardır. 1959’dan beri imar afları sürekli seçim malzemesi yapılmaktadır. Oy uğruna vatandaşlarımızın can güvenliği riske atılmaktadır” dedi.

“Depremde yakınlarını kaybedenler davalara müdahil olabilecekler mi?” sorumuzu Saraç şöyle yanıtladı: “Bina çökmesine, taksirle adam öldürmeye, yaralamaya sebebiyet suçları kamu tarafından resen soruşturulan suç türleridir. Savcılık öğrendiği anda kendiliğinden soruşturma açmak zorundadır. Yurttaşlar ise davalarını takip etmeli, yargılamalara mağdur taraf olarak davaya katılmalıdır. Ceza davasının yanı sıra dava açarak tazminat yönünden de talepte bulunabilirler.”

Filiz Saraç, depremin sorgulanmasına ilişkin siyasi iradenin olmasının önemine de vurgu yaparak “Kamu görevlilerinin de yargılanmaları gündeme gelecektir. Eğer bir direnç oluşursa kamu vicdanını zedeleyen olumsuzluklar gündeme gelebilir” diye konuştu.

Deprem yaralarını kadınlar saracak

İstanbul Barosu Başkanı Avukat Filiz Saraç, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne 6 Şubat depreminden kısa bir süre sonra girildiğini hatırlatarak “Aslında 8 Mart bir anma günü. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden kadınlarımız dahil tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyorum. Deprem sonrasında yaraların sarılmasında kadınların büyük rol oynayacağına inanıyorum” dedi. Saraç, baro olarak deprem sorası yaptıkları çalışmaları da “Afet Hukuku ve Koordinasyon Merkezi kurduk. Meslektaşlarımızdan yardım topladık, barolarımıza ulaştırdık. Adliyelerde kan bağışı çalışmaları düzenledik. HSK’ya yazı göndererek, depremden etkilenen illerdeki avukatların mazeretli sayılmalarını istedik. Depremde yıkılan her türlü binanın yapımında ve denetiminde sorumluluğu bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. 125 avukat arkadaşımız, delil tespiti ve yardım konusunda bölgeye destek için gitti” diye aktardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir